9/01/2018, 15:29

Disiplin ve Hoşgörünün Sınırları

 


Disiplin, yapıcı ve etkili yöntemlerle olumlu davranış kazandırmak anlamına gelir. Çocuklar akıllarına gelen her şeyi özgürce yapmak ve içlerinden geldiği gibi davranmak isterler. Ancak toplumun kurallarına uyum sağlaması için çocukların bazı davranışları sınırlandırılmalıdır. Çocuk hangi davranışı ne zaman yapıp, ne zaman yapmaması gerektiğini bilmeli ve davranışlarını kontrol edebilmelidir.

Disiplinde hedeflenen amaç, çocuğun kendi kendini kontrol etmesini sağlamak, yani çocukta iç denetim mekanizması geliştirmektir. Bunun için de çocuğun benlik saygısı yükseltilmeye çalışılmalıdır. Çocuğa gerekli sorumluluklar vererek ve sınırları tanımlanarak onun, toplumla uyumlu hale gelmesi sağlanmalıdır. Çocuk bazen yalan söyleyecek, ağzından küfürler çıkaracak, karşı gelecek, söz dinlemeyecek, yaramazlık yapacak, eşyalara zarar verecek vb. kabul görmeyen davranışlarda bulunacaktır. Ama amaç bu davranışların bir daha hiç tekrarlanmamasını sağlamak değildir. Asıl amaç bu davranışların tekrarlanma sıklığını azaltmak ve çocuğu davranışlarından sorumlu hale getirmek olmalıdır.

Çocukta ortaya çıkan olumsuz davranışı bir anda yok etmeye çalışma, o davranışın kökleşmesine yol açabilir. Ama davranışın üzerine sabırla ve adım adım gidilirse belli bir süre sonra istenilen hedefe ulaşmak mümkündür.

Aşırı Katı ve Baskıcı Disiplinin Sakıncaları:

 Çocuk hayatının ilk günlerinden beri öğrenme sürecindedir. Öğrenme sürecindeki kişi sık sık hata yapar. Önemli olan bu hataların çocuğa gerekli açıklamalar yapılarak, öğrenmeyle değiştirilmesidir. Aşırı katı bir disiplin çocuklarda kaygıya yol açar ve çocuk kendini devamlı gergin, huzursuz hisseder.

Sürekli katı kurallar altında ezilen çocuk, kendi çocukluğunu yaşayamaz. Sürekli sert ve mesafeli durarak disiplin sağlamaya çalışan anne babalar, disiplini ön plana çıkarırken duyguları geri plana itebilirler.

Disiplinin katı ve çekilmez bir hale gelmesi çocukta bazı psikiyatrik sorunları da ortaya çıkarır. Kaygı bozuklukları, karşı gelme bozuklukları, uyum bozuklukları, davranış sorunları, agresyon ve buna bağlı gelişen tırnak yeme, uyku, tuvalet ve yemek problemleri aşırı katı disiplin sonucu ortaya çıkabilecek olan psikolojik problemlerden bazılarıdır.

Aşırı Hoşgörünün Sakıncaları:

Hoşgörü çocuk ile anne baba arasındaki olumlu diyalogun devamı için, dozu iyi ayarlanması gereken bir ilaç gibidir. Çocuğun yaptığı hatalar, aşırı hoşgörüyle yaklaşıp görmezden gelinmemelidir. Sevgi ve hoşgörü adı altında, yapılan hataları görmezden gelme ve aşırı hoşgörü  onları duyarsız ve kontrolsüz hale getirir. Bu tip bir tutumla yetişen çocukta sınır kavramı gelişmez; ona göre her şey yapılabilir ve elde edilebilir hale gelir. Çocuk anne babayı her dediğini yapan ve tahammül edebilen kişiler olarak görür, kendi iç kontrolünü oluşturmaz, tepkilerinin sonuçlarını düşünemez çünkü her tepki ve davranışı pozitif bir yansıma oluşturur gibi görünür. Oysaki çocuk öğrenme sürecinde kendi davranışlarını şekillendirmek için uygun tepkiye ve yönlendirmeye ihtiyaç duyar. Görmezden gelinen olumsuz davranışlar çocuklarda pekişir bu yüzden mutlaka çocuğa, davranışlarıyla ilgili geribildirim yapılmalıdır. Aşırı hoşgörülü anne baba tutumu çocuğun, neyin doğru neyin yanlış, neyin yapılması gereken, neyin yapılmaması gereken davranış olduğunu bilmeyen bir çocuk haline gelmesine sebep olur.

Aşırı hoşgörü çocukta tutarsız ve gevşek bir yapının ortaya çıkmasına ve çocuğun sınırlarını devamlı genişletme gayretleri içine girmesine yol açar. Çocuğun bu davranışları bir süre sonra anne baba için çekilmez bir hal alabilir.

Tüm bunların yanında, çocuğun dikkat çekmek adına yaptığı bazı istenmeyen davranışlarının görmezden gelinebileceği de unutulmamalıdır. 

ÇOCUĞA SINIR KOYMAK

Sınır koymak, çocuğun davranışlarının bazı net ve anlaşılır gerekçelerle kısıtlanmasıdır.  Çocuğunuz, yapmaması gereken bir hareketi, sizin hatırınız için değil, yapılmaması gerektiği bilincine ulaşarak yapmamalıdır.

Çocuğu disipline ederken doğruyu yaptırmak önceleri olanaksızdır. Çocuk istediklerini yapmak konusunda ısrarlı bir tavır sergiler, çünkü doğru ve yanlışı birbirinden ayırt etmek için gerekli akıl yürütme yeteneği henüz olgunlaşmamıştır.  Yine de gerektiğinde çocuğun davranışlarına sınır koyabilmek önemlidir. Anne baba gerektiğinde ‘’Hayır’’ veya ‘’Dur’’ demesini bilmelidir.

Çocuk sınırları zorlama çabası içinde olsa da istenen davranış ona tekrar tekrar, nedenleriyle anlatılmalıdır.  ‘’Arkadaşına vurmamalısın’’ dedikten sonra ‘’Arkadaşına vurursan, onun canını acıtırsın’’ şeklinde gerekçeli bir uyarı da ihmal edilmemelidir.

Stres sırasında ani çıkış yapan ve duygularını uygunsuz biçimde, çocuğa aşağılayıcı sıfatlar kullanarak ifade eden bir ebeveynin yaptığı şey duygusal istismardır. Aşağılayıcı ifadeler ve küçük düşürücü tutumlar çocuğu yıkıma uğratır. Yine çocuğu sevgisizlikle cezalandırmak, ‘’yemeğini yemezsen seni sevmem’’ şeklindeki tehditler de, çocuğa yapılan bir başka duygusal istismardır.

Çocuklar içgüdüsel olarak akıllarına gelen her şeyi yapar, kural ve sınır tanımazlar. Davranışlarına sınır konulduğunda öfkelenirler, karşı çıkarlar. Zamanla ve sabırla çocuklara sınır ve sorumluluklarını öğretmek mümkündür. Önemli olan çocukların dürtüsel davranışlarını, başkalarının yardımı ve denetçiliği olmadan kendi kendilerine kontrol edebilmeyi öğrenmeleridir.

 Çocuklara Yapıcı Disiplin Vermek İçin Bazı Öneriler:

  1. Çocuklar çocuktur. Yaramazlık onların en büyük eğlencesidir. Zararsız bir çok yaramazlıkları görmezden gelinmelidir.
  2. Çocuktan, yaşının ve potansiyelinin üstünde davranış beklenmemelidir. Bu onun benlik saygısını zedeler.
  3. Olumlu disiplinin temelinde sevgi ve güven vardır. Sevgi ve güven olmadan çocuğa olumlu davranış kazandırmak olanaksızdır.
  4. Çocuğun ısrarına ve inadına yenik düşülmemelidir. Anne baba birkaç defa çocuğun istek ve davranışlarına kararlılıkla ‘hayır’ derse ve çocuğun tüm ısrarlarına karşı tutumunda kararlı olursa, çocuk ısrar etme huyundan vazgeçecektir.
  5. Ahlak dersi vermekten kaçınılmalıdır. Çocuklar ahlak derslerinden pek bir şey öğrenemezler. Bazı anne babalar aynı öğütleri o kadar çok tekrarlar ki, daha ağızlarını bile açmadan, çocuk onların ne söyleyeceğini bilir. Doğal olarak anne babanın söyleyeceklerine karşı duyarsızlaşır.
  6. Çocuğa söylenecek şeyler kısa ve net olmalıdır. Dikkat süreleri kısa olduğu için uzun cümleleri anlamayabilirler. Ayrıca uzun cümleler çocukların çabuk sıkılmalarına yol açar.
  7. Çocuğun dışarıdan öğrendiği bazı kötü sözler karşısında anne baba hayretler içinde kalıp sert tepkiler verirse, çocuk bu sözcükleri daha çok tekrarlar. Duymazdan gelinirse ve önemsenmezse çocuk bu sözleri kullanmayı bırakır.
  8. Çocuktan tutamayacağını bildiğimiz sözleri vermesi kesinlikle istenmemelidir
  9. Bazı davranışlar rüşvet karşılığında yaptırılmamalıdır. Örneğin; ‘’yerleri kirletmezsen akşam sana dondurma alacağım.’’
  10. Bazı durumlarda birden çok seçenek sunulmalıdır.
  11. Çocuğun yapmaması beklenen davranışlar anne baba tarafından da yapılmamalıdır
  12. Çocuğun yapması gereken görevler varsa, anne baba da görevlerini aksatmadan yerine getirmelidir
  13. Anne baba hiçbir zaman çocuğa kendini acındırmamalı ve ona yalvarmamalıdır. Soğukkanlı ve güçlü olduğunu çocuğa göstermelidir.
  14. Gerektiğinde ödül sistemi kullanılarak olumlu davranış ödüllendirilmelidir.